Archive for Mart 2014

Kaliteli Blog Yazısı

Kaliteli Blog Yazıları
Kaliteli Blog Yazıları

Klişelerden kaçmak

Bloğu ilk açtığımda o kadar çok şey vardı ki kafamda, her biri zamanla klişe gelmeye başladı. Örneğin teknolojiyi takip edecekti bloğum, baktım ki o kadar çok takip eden blog var ki gereksiz olduğunu anladım. Filmlerden bahsedecektim, çok fazla bu tarz site vardı, sadece yorumlama ile bırakmaya başladım izlediklerimi. Yazmak dedim çok yazmak ne olursa olsun, baktım ki Google'da aranmayanları yazmak zaman kaybı gibi.

Peki ne olmalı?

Son zamanlarda gerçekten kalite olsun diyerek yazacak şey bulamaz oldum. Tabi bir başka projem ile uğraşmamın da etkisi var yazılarımın azalmasında. Ama her ne olursa olsun, o ilk başladığımdaki büyüklükte bir yazı kolisi yok artık önümde çünkü çok seçici olmaya başladım. İlk yazdıklarım çok klişe gelmeye başladı.

Bu iyi mi?

İlk makalelerimi beğenmiyor olmam bence iyiye işaret çünkü bu demektir ki kaliteyi arıyorum ve seçici olarak okuyucularıma da kaliteyi sunmaya çalışıyorum. Kaliteyi aramak güzel ama bazen bulamamak insanı üzebiliyor. Günler geçiyor, ilham yok, konu yok, hiç, hiç bir şey yok.

Yine böyle bir gün...

Bu gün de bahsettiğim günlerden biriydi ve içimi bloğa dökmek istedim. Her ne kadar yorgunluktan belime kramplar giriyor olsa da, biraz takıldım, bahsettim, içimi çıkardım, bloğa döktüm. Kaliteyi aramanız, aradığınızı bulabilmeniz dileğimle...
31 Mart 2014 Pazartesi

Walter Mitty’nin Gizli Yaşamı Film Tavsiye

Walter
Walter

Walter Mitty kimdir?

Abimiz başroldür, filmin adından belli. Life adında tirajlı bir dergide çalışıyor. Arada (hatta sürekli) dalıyor, hayal alemlerine... Kendini bulamamış, kendine güveni olmayan, işe yaramadığını düşünen biri.

Life

Life dergisinin fotoğraf arşivinde çalışan Walter, iş arkadaşları tarafından mal ilan edilirken, kendisi de bir iş arkadaşına aşık oluyor. Her gördüğünde konuşmayı bırak, mal gibi hayal alemine daldığından kız da bunu ne gözle görüyor tahmin edin işte.

Life kapanıyor

Life dergisi her nedense sadece internet yayını yapmaya karar veriyor bir anda. Derginin bir de psikopat fotoğrafçısı var. (böyle diyorum çünkü adam patlayan yanardağı çekmek için uçağın kanadında yanadağın üztünden geçiyor) Fotoğrafçımız derginin son sayısında kapak resmi olarak 25. fotoğrafımı kullanın diyor ve işte tam burada film başlıyor.

Fotoğrafçı

25. fotoğrafı bir türlü bulamayan Walter, hayal aleminde fotoğrafçının kendisini çağırdığını da düşünerek düşüyor peşine. Neredeyse dünyanın yarısını dolaşan Walter sonunda neyin ne olduğunu anlıyor... Film izleyiciyi komedi tarzıyla yumuşatıp, Walter'ın mallıklarıyla tokatlıyor sanki :) İzlemenizi tavsiye ediyorum...

Diğer Film Tavsiyelerimize bakınız.

Dondurucu 2014 Film Tavsiye

Dondurucu
Dondurucu

İzleyeni de donduruyor

Filmi kışın izlediğime pişman oldum desem yalan söylemiş olmam sanırım. Film sonlara geldikçe insanı donduruyor, kanını donduruyor manasında değil ya bildiğin üşüyorsun filmi izlerken. :) 

Dondurucunun içi

Adı üzerinde zaten bir dondurucunun içinde başlayıp son 5-10 dakikasını dışarıda geçiriyor film. Aynı mekan olunca tabi ki biraz sıkan dakikaları oluyor filmin. Ben ortalara gelmeden kapatsam mı derken bir anda geçiverdi ve sonunu getirdim. 

Para para para

Her şey para için, malın teki gibi görünen başrolümüz bak hele izle neler olacak edasıyla izleyici bağlamış. Oha o ne dedirten sahneler çok sona saklanmasa çok daha iyi olabilirmiş ama böyle de iyi güzel diyelim.

Yazın izleyin :)

Başında da söylediğim gibi, film kışın nezle bile yapabilir :) Şaka bir yana izlenebilir ama çok büyük beklentisi olanlar izlemesin. Çok büyük paralar ile çekilmemiş gibi. 

Kadın Forumu - Kadınlar Lokali - Yeni Nesil Forum

Kadınlar Lokali
Kadınlar Lokali

İki çay ver kızım :)

Önceki yazımda azıcık bahsettiğim yeni kuracağımız portalımızın linkini açığa çıkartmaya karar verdim. En tabi neler yaptığımızdan da biraz bahsetmek istiyorum. Tamamen şans olan Ankara'da arka arkaya açılan kadınlar lokali var şu sıralarda. Biz henüz bunların açılışından bihaber iken www.kadinlarlokali.com linkini almıştık bile. Halen üzerinde harıl harıl çalıştığımız sitenin içeriğini elbet anladınız fakat neyi nasıl yapmak istediğimizden de bahsetmeye çalışacağım.

Yeni nesil forum

Bir forum düşünelim, paylaşımların bir haber sitesinin ana sayfasını oluşturduğunu hayal edelim. İçinde fotoğraf bulunan paylaşımlar haber sitemizin resimli kısımlarını, fotoğraf olmayanlar ise diğer resim olmayan linkleri oluştursun. Yani bizi karşılayan sayfa aslında tüm forum kullanıcılarının oluşturduğu bir portalın anasayfası oluyor. Güncel bir haber sitesi tadıyla hazırlamaya çalıştığımız anasayfamız, ziyaretçilerimizin foruma gitmelerine gerek kalmadan dikkatlerini çeken en yeni konuları görüp, ilgi alanında ise o konunun linkine direk gidebilmelerini sağlayacak bir sistem.

Yazar orduları

Bu sistem, hem forumda yeni paylaşılan konuların daha çok kişiye ulaştırılması açısından, hem de büyük bir yazar ordusu tarafından oluşturulmasından dolayı dikkat çekici geldi ve bu işe giriştik. Gün geçtikçe büyüyen kadromuza ben şimdiden buradan teşekkürlerimi sunuyorum. Şu sıralar halen çalışmalarına devam ettiğimiz Lokalimizde, kod yazma aşamalarında sona yaklaşmış bulunmaktayız. 4 kişilik bir kadro ile başlayan serüven gün geçtikçe artan moderatör sayımız ile daha çok güçleniyor.

Moderatör alımlarımız başlamıştır !!!

Moderatörlerimizi ilgi alanlarına göre seçtiğimiz için, halen eksik olan alanlarımız bulunuyor ve moderatörlüğe meraklı, yeni arkadaşlarımıza da ihtiyacımız var. Bu konular ilgi alanınıza giriyor ise moderatörlük başvurusu yapmanızı gönülden istiyoruz. Moderatörlüğün de ötesinde, yıllar boyu sürecek bir dayanışma içerisine girmek ve ilerde bu işten belki de para kazanmak ilk arzumuz. Lokalimiz kazandıkça bizler de kazanacağız.

Moderatörlük başvurularımız için; bilgi@kadinlarlokali.com adresine mail atmanız yeterli olacaktır. Maillerinizde alttaki bilgilere de yer verirseniz seçimimiz daha kolay olacaktır.

Forumda kullanmak istediğiniz Nick :
İlgi alanınız (Moderatör olmak istediğiniz kategori) :
Günde kaç saat online oluyorsunuz :

Forumumuzdaki şu an bulunan kategoriler : (Moderatör olmak istediğiniz farklı bir kategori varsa mailinizde bunu belirtiniz.)

Güncel (Magazin, Burçlar)
Eğitim
Çiftlerin Sorunları
Evlilik
Ev Aletleri
Hobiler
Anne Çocuk
Gurme (Yemekler)
Diyet
Sağlık
Moda
Kampanyalar
Güzellik

Çaylar her zaman kalabalıkta tatlıdır...

Psikopat Gerçek Bir Seri Katil Filmi Karanlık Cinayetler

Karanlık Cinayetler
Karanlık Cinayetler

Seri Katil Robert Hansen

Filme geçmeden önce bu adamdan bahsetmek gerekiyor çünkü film bu adamı anlatıyor. Robert en azılı seri katiller arasında gösteriliyor halen. Şimdiye kadar 21 kadını öldürdüğünü kabul etmiş ama 24 kadın olduğu söylentileri var. Robert, hayat kadınlarını önce evine götürüp zincirliyor sonra ırzlarına geçip, uçağıyla ormana götürüyor ve kadınlar gözleri, elleri bağlı kaçarken onları tüfeğiyle avlıyor. Seri katilliğinin yanında psikopatlığı ile de ün yapmış olan bu adam, olay ortaya çıkana kadar mutlu bir ailenin babası olarak biliniyordu şehirde. Filmini nasıl işlemişler bir bakalım.

Eyalet polisi

Kasabada bir kadın ayakkabısı bulunuyor ve ayakkabının içinde bir ayak. Biraz daha araştırınca kadın, sonra bir kadın daha. Daha önceleri hapis yatan sapığın üzerine çok zengin olduğu için gidemeyen polisler tam olayı kapatmak üzere iken, bir polis dosyayı çalarak eyalet polisine postalıyor. Eyalet polisinde dosyayı kabullenen, başrol oyuncularından Nicolas Cage oluyor ve olaylar burada başlıyor.

Zengin aile adamı

Filmi izlerken gerçekten bu adam yapmaz dedirtecek birini seçmişler demiştim John Cusack oynuyor seri katilimizi. Ama sonradan araştırınca herifin gerçekten bu işi yapmayacak biridir dedirtecek tipi olduğunu gördüm. Hemen altta John ve Robert'in fotoğraflarını da ekledim hem benzerlik hem de masumluk gözden kaçmıyor ama sonuçta bilinen 24 kadın yok edildi. Bilinmeyen bir rakam yoktur umarım.

John Cusack Robert Hansen
John Cusack Robert Hansen


İyi gizlenmiş

Bu cinayetleri senelerce yapmış ve hiç yakalanmamış bir adam düşünün. Bir kız kurtulmasaydı belki de hiç yakalanamayacaktı. Film durağan gibi görünüyor ama izleyiciyi bağlıyor. Hele ki seri katil filmlerini beğeniyorsanız kesinlikle tavsiyemdir.

Suç Ortağı Film Tavsiye

Suç Ortağı
Suç Ortağı

Hırsızlar

Dünyanın en iyi hırsız çetesi ve onları yakalamaya çalışan federal bir tim. Filmin başlarında hırsız çetesinin çok iyi planlarla çaldıklarını görebiliyoruz. O kadar iyi ki federallere ve tabi bize yok artık dedirtiyor. Film bir kere Nicolas Cage yüzünden izlenmeli çünkü bu adam bu işi beceriyor bence.

Suç ortakları

Suç kısmını atalım insan ortağını seçerken dikkat etmeli, kendisini satmayacak adamlar bulmalı. Ama maalesef filmde bu tür ortaklar yok, hadi diyelim sattı ama daha da ötesine gidiyor bunlar. Nicolas rolde suç ortaklarını ele cermeyerek 8 yıl yatıyor ama suç ortaklarından biri tam tersini yapmak için yol gözlüyor.

Kızı için

Hapisten çıkışta kızını kurtarmak için her yolu deneyen ve sonunda tekrar suça dönmek zorunda kalan baş rol adamımız, filmin sonlarına doğru da yeminini bozuyor. :) Her ne kadar 8 yılın acısı kalbindeyken barışmak istemeyen kızı da zamanla babasını affedecektir filmde.

Son...

Filmin sonundan bahsederek keyif kaçırmak istemediğim için, kesinlikle izlenmesi gereken bir film olduğunu belirtmekle yetiniyorum. Nicolas Cage, her filminde olduğu gibi bu filmde de gerekeni yapmış ve filmi izlenilebilir kılmış.

Diğer Film Tavsiyelerimize bakınız.

Kedi Özledi Film Tavsiye

Kedi Özledi
Kedi Özledi


Büyük aşk

Film kaybedilen aşkı komedi tadında anlatıyor. Kıskanılan bir aşk hikayesi ile başlıyor. O kadar seviyorlar ki, affedemeyecek kadar yani. Arkadaşları tarafından kıskanılan aşklarına ne kadar sahip çıkabildiklerinin gösterildiği filmde, kaybettikleri aşkı nasıl geri alabilecekler? Her şey süper giderken neden kaşınır insan bir türlü anlamam zaten.

Karşılıklı aldatma

İkisi de aldatmamış, aldatamamış olmalarına rağmen, birbirlerini kaybediyorlar. Aldatma girişimleri başarısız olmuş da olsa, affedemiyorlar tabi birbirlerini ve bunu kullanmak isteyen arkadaşları da ayrı kalmaları için ellerinden geleni yapıyorlar. Sevgilinize "ya benimsin ya kimsenin" diyen bir can dostunuz olsa ne yapardınız? Her ikisi de aldatmasına rağmen, benimki başka deyip affetmiyorlar bir türlü birbirlerini.

Aşk nedir?

Aşk bir kedidir. Filmde yani, kedinin ismi aşk. :) Filmin sonlarına doğru kaybettikleri aşkın üstüne kediyi de kaybeden bu çift komedi ile birlikte izleyiciyi bağlamayı başarıyor.

İlker Ayrık, Algı Eke

Filmde beni en çok etkileyen İlker'in ağlama sahneleri oldu. Ya arkadaş bu kadar mı gerçekçi oynanır? Bir ara "le acaba gerçek mi" dedirten oyuncu bu filmde kendini aşmış. Tavsiyemdir izleyin bakim.

Diğer Film Tavsiyelerimize bakınız.

Twitter benzeri mi, yoksa Twittera zorla girmek mi?

www
www

Twitter Kapatıldı...

Dün akşam itibariyle beklenen gerçekleşti ve Twitter kapatıldı. Günlerdir kapatılamaz , kapatılacak mı tartışmaları yaşandı ve ilk darbe Twitter'a geldi. Facebook ve YoTube için de kapatılma duyumları gelirken bu makaleyi yazmayı uygun gördüm. Kapatıldı tamam ama sonrası nedir?

Neler olabilir?

Bundan sonra bizleri neler bekliyor? İlk olarak kapatılmasından bir dakika sonra kullanılmaya başlanan DNS değiştirme işlemi var, yani Twitter'a zorla ya da bir şekilde girmek. Peki hiç farklı bir site ya da sistem düşünen oldu mu acaba? İlk olarak webmasterların aklından geçen bu fikir kullanıcılar tarafında nasıl ses getirirdi merak ediyorum. Neler olabilir sorusunun cevabı hali hazırda Twitter benzeri ve en tabi Facebook benzeri sitelere doğru bir akış olabilir. Google, DNS değişikliği ile Twitter'a girmek istemeyenler tarafından daha fazla kullanılabilir. Bir arayış içine girilebilir tabi bunlar sadece varsayımdan ibaret.

Diğerleri de kapatılırsa ne olacak?

Diyelim ki Twitter, Facebook ve YouTube kapatıldı. Türkiye için kayıp mı, kazanç mı olacak bu? Yukarıda bahsi geçenler katlanarak yaşanabilir. Peki kim kaybeder? Twitter ya da Facebook'a giremeyenler mi? Yoksa Twitter ve Facebook mu? Bence Twitter kaybedecek Facebook kaybedecektir. Çünkü Türkiye'den aldıkları reklam gelirleri azımsanmayacak hatta diller uçuklatacak rakamlar. Peki bu paralar Türkiye'de nasıl kalabilirdi? Ruslar gibi kendi Google'ımızı (Yandex), Çinliler gibi kendi Facebook'umuzu (Baidu) yapabildiğimizde kalır tabi ki... Twitter alternatifi, Facebook alternatifi Türk siteler yaptığımız da ve bu sitelere "Türktür, bu sitede takılmalıyım" zihniyeti ile sahip çıktığımızda bu paralar Türkiye'de kalabilir.

Türkiye'de Facebook Twitter yapabilecek webmasterlar var mı?

Bu soruya var, hatta kralları var şeklinde cevap verebiliyorum. Ama maalesef destek alamadıkları için çoğu oyun yapımcısı Türk bugün yurtdışında. Çoğu webmaster da öyle. Türkiye'de kalanlar ise maalesef desteksizlik yüzünden forumlarda, bloglarda boğuşuyor. Bu değerli beyinleri kaybeden ülkemiz, ileride ne kadar büyük paralar kaybettiğini daha iyi anlayacak.

Bu kapanmalar kullanılmalı!

Site kapatmaları elbette farklı durumlar yüzünden oluyor. Biz burada bunlardan nasıl faydalanabiliriz konusunu işlediğimiz için sebepler bizi ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren, Facebook'un, Twitter'ın alternatifini, benzerini yapabilmek ve reklam gelirlerinin Türkiye'de kalmasını sağlamak. Böyle büyük bir projenin devlet tarafından bile desteklenmesi gerektiğini savunuyorum ben. Dünya sıralamasında yarışan web sitelerimiz olsun diyorum...

Misafir Yazar !

Misafir Yazar
Misafir Yazar

Misafir Yazarlık Nedir?

Adından zaten anlaşıldığı için detaylarla boğuşmanın anlamı yok. Blog sahiplerinin bazı dostlara, dost olmak isteyenlere tanıdığı inisiyatif diyelim biz buna. Blog sahibi, tanıdığı bir dostunun ya da tanımadığı ama tanışmak ve bloğunda paylaşımda bulunmak isteyen kişilerin yazar olmalarına izin verir. Böylelikle hem yazar olan kişi, hem de blog sahibi kazanmaya başlar.

Misafir Yazarlık Ne Kazandırır?

Aslında bu kazancı ikiye ayırmak gerekir. Blog sahibi ve misafir yazarın kazandıkları gibi.

Öncelikle misafir için faydalarını anlatmak istiyorum.

  1. Misafir yazarlık yapılacak blog sahibinin izin vermesi ile ilk olarak backlink almış olacaksınız ve elbette izin verecektir buna sonuçta emek verip bir makale yayınlıyor olacaksınız.
  2. Backlink aldığınız blog, her ne kadar düşük hitli bir blog bile olsa bu yazıdan kendi sitenize trafik sağlayacaksınız. Çünkü her ne kadar düşük hiti olan bir blog olsa da, her sitenin ve her makalenin kendine göre hiti vardır. Elbette misafir yazarın makalesinin de bir kitlesi oluşacak ve bu kitleden kendi sitenize trafik sağlayacaksınız. 
  3. Arama motorlarından sağlanacak trafik dışında, misafir yazarlık yapılan bloğun kendi okuyucularından da trafik alınabileceği düşünülürse tamamıyla yepyeni insanlara da kendi sitenizin yolunu göstermiş olacaksınız.
  4. Yeni dedik ya, sitenizi beğenmeleri elbette söz konusu ve beğendikleri siteleri takip edeceklerdir. Buradan yola çıkarak belki de sitenizi her gün takip edecek kişilere de sahip olacaksınız.
  5. Misafir yazarın sitesinin olmadığını varsayacak olursak, ilerideki projelerinde çok daha hızlı yükselmek adına backlink verebilecekleri dost siteler ve site sahipleri olacak.
  6. Yok ben ileride de site açmayı düşünmüyorum niye yazmalıyım diyenler için ise şunu söyleyebilirim ki, paylaşmanın tadını almak yeterli olacak ve ya bir projeye ortak olacak, ya da o projenin sahibi olacaksınız. 
  7. Para işini sona bıraktım ama dona bırakmadım. :) Kazanacağınız hitler sayesinde belki de çok iyi reklam ücretleri kazanabilirsiniz.


Misafirlik yapılan bloğun sahibinin tarafından bakacak olursak,  

  1. Misafir yazarlar çoğu zaman site sahipleri olduğundan, karşılıklı misafir yazarlık yaparak üstte anlatmış olduğum faydaların hepsini kendi sitemiz için kazanmış oluyoruz.
  2. Bloglarımıza her an kaliteli içerik sağlamak için didinip duruyoruz. Çoğu blog sahibinin derdi de kaliteli içeriğin konusu oluyor. Her hafta bir kaliteli içerik konusu bulmak bile zorken, haftada 3-4 makale yazmak yorucu olabiliyor. Tam böyle bir zamanda misafir yazarımız yetişip bir makale paylaşarak hem kendine hem de sitemize bu konuda büyük yardım etmiş oluyor.
  3. En önemlisi karşılıklı alış verişler sırasında çok büyük dostluklar oluşuyor ve sanaldaki dostluklar gerçek hayata bile taşınıyor bazen.


Bidede.com da misafir yazar olun...

Bidede.com da bugünden itibaren bütün bunları düşünerek misafir yazar kabul etmeye başlıyor. Hitimiz bugün için çok fazla değil ama her ne kadar günlük 350-400 tekil hitimiz olsa da yukarıda da anlattığım gibi bu hitlerden az da olsa faydalanabilirsiniz. Ön planda dostluk olduktan sonra karşılıklı yardımlaşma ile hepimizin kazanabileceğini düşünüyorum.

Neler paylaşabilirsiniz?

Bu konuda çok fazla boğucu olmak istemediğim için, paylaşmak istediğiniz konuyu mesaj atıp sormanız yeterli olacaktır. Takdir edersiniz ki bloğumda her konudan biraz var. Paylaşmak istediğiniz içerik legal olduğu sürece sorun yok. İyi makaleler diliyorum...

En İyi Tabletler

Tablet
Tablet

En iyi teknolojiler arasında

Gün geçmiyor ki teknoloji değişmesin, hatta yeni bir icat çıkmasın. Teknolojinin hızına yetişilmediği gibi, teknoloji bloğu tutanlar bazı yeni teknolojileri yazmayı bile kaçırabiliyorlar. (Yazıyla alakası yokken nerden buraya geldim ben? :)) Benim için kullanım kolaylığında, en iyi teknolojiler arasına giren cihazlardan yani tabletlerden bahsedeceğim bu yazıda. (Bağlayabildim konuya. :))

En iyi tablet

Teknoloji, kullanım süper tamam da, iş model seçmeye gelince öyle kalıyor insan. Çünkü bir masaüstü değil ki beğenmediğin parçayı at. Modelden önce tabi marka seçimini yapmalı insan ama maalesef internette taraflı tavsiyeler çok. Apple'cılar Samsung'cular Asus'cular gibi... Peki hangisi en iyi tablet diye soracak olursak elbette tartışma konusu olacak ama bu yazıda en iyi tabletler sıralamasında yarışabilecek tabletleri incelemeye çalışacağım.

Retina Ekranlı IPad
Retina Ekranlı IPad

Retina Ekranlı IPad

Bazı kullanıcılar (Apple'cılar :)) için en iyisi, adı yeter, şanı yürür Ipad. Tarafsız anlatmaya çalışacağımı söylemiş olsam da, Ipad ile başlayarak sanki kendisini biraz daha ilk sıralara koyduğumu itiraf etmeliyim. Son günlerde IPhone ile satışlarında yüzdesel düşüşler yaşaması IPad'lere de yansıyor. Ama yine de Samsung ile kıyaslanmamalı bence. 4. nesil IPad bizi retina ekranı ile karşılıyor, 9,7"'te 2048x1536px görünüm veren IPad A6X işlemcisi ile göz dolduruyor. Cihazın 10 saate varan şarj süresi var. Bağlantı olarak wifi, hücresel bağlantı kullanıyor ve 2gb rami ile almam gerek dediğim bir cihaz.

Asus Nexus 7
Asus Nexus 7

Asus Nexus 7

IPad'e kafa tutabilecek cihazlardan biri Nexus serisi. Elbette IPad'in 4. nesili kadar göz dolduran özelliklere sahip değil ama google'ın desteği ve fiyatının cazipliği ile gerek 7 gerek 10 modeli IPad alamadım bunu alayım dedirtiyor. Burada 7" olanından bahsedeceğim, 1280x700px görüntü veren cihazda 720p film izlenebiliyor. Tegra 3 dört çekirdekli bir işlemciye sahip olan cihaz, 1gb ram ile geliyor. Bağlantı olarak Wifi kullanabiliyor ve Google dedik ya elbette Android yüklü. Ben telefon olarak kullanmakta olduğum Nexus 5'ten gördüğüm kadarıyla, Google aldığı parayı hak edecek kadar destek veriyor Nexus'lara. Son sürüm Android'i kullanmanın verdiği ayrıcalık hissi yetiyor zaten.

Microsoft Surface
Microsoft Surface

Microsoft Surface

Windows'un yeni çocuğu diyorum. Ama maalesef beni tatmin edemiyor artık. Windows 8 ile tam da bekleneni veremediği bir yana biraz da yüksek fiyat ile geldi cihaz. Ama tasarım olarak cihaz güzel ve özellikle standına bayılıyorum. Hatta sırf bu yüzden koydum sanırım yazıma da. :) 10,6" ile 1366x768 doyurmuyor açıkcası. Aynen Nexus'taki gibi Tegra 3 işlemci ve 2gb ram ile geliyor cihaz. Wifi bağlantı var. Windows alırım başka da bir şey tanımam diyenler için alınabilecek bir tablet.

Blackberry PlayBook
Blackberry PlayBook

Blackberry PlayBook

Her ne kadar kullanılmıyor gibi görünse de en güvenli iletişim araçları Blackberry'den geliyor. Tabi çoğunlukla şirketlerin kullandığı bu cihazların yerini bazı şirketlerde IPad bazılarında ise bir android cihaz da alabiliyor. Sonuçta farklı bir işletim sistemi ve dediğim gibi çok güvenli. Cihaz Ti Omap 4430 işlemcisi ve 1gb rami ile geliyor. 7" bir ekrandan 1024x600px görüntü elde edebiliyoruz. Sonuçta dediğim gibi ön planda eğlence yok ve kullanıcısına yetiyor.

Her telden

Yazıda her işletim sisteminden bir tablet seçtim ve nacizane kendi seçimlerim bunlar. Elbette benim burada iyi dediğim tabletten daha iyisi var diyenler çıkacaktır. Renkler ve zevkler tartışılamıyor ama yorum kısmından beğendiğiniz farklı modelleri de belirtebilir, tartışma ortamı oluşturabilirsiniz.

Frankenstein Ölümsüzlerin Savaşı 2014 Film Tavsiye

Frankenstein Ölümsüzlerin Savaşı
Frankenstein Ölümsüzlerin Savaşı

Yeni Model Frankenstein

Her ne kadar ilki, çok daha anılarla dolu olsa da yeni modeli de karizma durmuş. Bir tarafta iyi, bir tarafta kötü meleklerin yani şeytanın yer aldığı savaşın ortasında bulur kendisini Frank. İsmini, kendisini hayata geri döndüren adamdan alan Frank. Yine bu adamdan bulmuştur tüm dertlerini.

Babaya İhanet

Frank, babası bildiği adamın verdiği sözlere inanmış ilk anlarda. Kendisi gibi bir arkadaş yapacağına inanmış ve kendisini sevdiğine inanmış. Görenin korktuğu yüzün ardında masum bir kedi var gibi sanki. :) Tabinormal olarak bir zaman sonra babası bildiği adam yaptığından tırsmaya başlıyor ve öldürme girişiminde bulunuyor. Tabi insan olmayan Frank bu girişimden kurtuluyor ve baba dediği adamın karısını öldürüyor. Arkadaş bi cihaz yap aileni kessin. Hangisi psikopat tartışılır burası. :) Bu cinayetin sonrasında peşinde babası kuzey kutbuna kadar kaçan Frank soğuktan etkilenmeyen bir yapıda olduğundan sıcak sıcak takılırken, babası donarak ölüyor. Babasını geri getiriyor ve tam gömerken olaylar başlıyor.

Kötülüğün İstediği Vücut

Bir anda çevresini şeytanlar saran Frank güçlerinin farkına varmaya başlıyor ve iyi melek gargoyle'larla şeytanlar arasında kalıyor. İlk defa ismi burada duyulan Frank 200 yıl sonrasında hala avcı olarak yaşamaktayken, asıl film başlar.

Gerçekle Sahte Arasındaki Çizgi

İnanılmaz bir hikaye çok uğraşılmalı ki izlenilsin. Ben mesela çok doğa üstüyse film, ilk 15 dakikasında kapatırım ve izlemem. Ama bu filmde o ince çizgi çok iyi ayarlanmış ve ölebileceği ihtimali de olan Frank'in savaş sahnelerinde izleyiciye heyecanı yansıtmayı başarmış. Film HD izlenirse tadından yenmez bir hal alıyor. Tavsiyemdir.

Diğer Film Tavsiyelerimize bakınız.

Seoya Uygun Hızlı Blogger Teması

Bidede
Bidede

Hızlı ve seolu

Şu sıralar bloğumda da kullanmış olduğum Metrominimalist temasının Türkçeleştirdiğim halini paylaşmak istedim. Temada yaptığım değişiklikler var ilki sağdaki RSS butonunu kaldırmış olmamdır. RSS kullanmadığım için kaldırdım ama kullanıyorsanız yabancı temadan alıp geri koyabilirsiniz bunu. Onun dışında temaya paylaşım butonları ekledim, butonlar direk Twitter, Facebook ve Google'ın kendi developers sayfalarından alınmıştır. Onun dışında benzer yazılar bölümü ekledim yazı altlarına. Son olarak tam Türkçe desteği olan bir yazı karakteri ile değiştirdim temayı. Son halini sunuyorum.

Hız Performans testleri

Sitenin hızını test ettiğimde Google sayfa hızı puanı 90 ve 0,30 sn'de açılıyor site.  Google Adsense'ten site sağlığını test ettiğimde masaüstü performansından %98 alıyor. wmaracı seo testinden %83 alıyor.

Flat tasarım tema

Son olarak flat tasarımı ile göz dolduruyor tema. Bugüne kadar çok tema araştırdım ama hem mobil hem masaüstünde aynı görünen ve bozulmayan hoş tasarımlı bir tema bulmayı beceremedim. Burada sunduğum temayı yapan arkadaş ne kadar uğraştı bilmiyorum ama benim çok işime yarıyor, temayı yükleyince sıralamalarda yükselme oldu ama temadan mı tam çözemedim.

Tema kurulumu

Şablon kısmından Yedekle / Ger  Yükle butonu ile Dosya Seç diyerek temamızı yüklüyoruz. Yüklediğimiz temayı kendimize göre ayarlamak için HTML'yi Düzenle bölümüne basıyoruz ve CTRL+F kombinasyonu ile sırasıyla şu kelimeleri aratarak kendi bloğumuza göre düzenliyoruz.
  • Site Açıklaması
  • Etiketler
  • Yazarın İsmi
  • Ana Sayfa
  • İnceleme Linki
  • İnceleme
  • Bilgi Linki
  • Genel Bilgi
  • Haber Linki
  • Haber
  • Tavsiye Linki
  • Tavsiye
  • Gezi Linki
  • Rehber
  • Hakkında Linki
  • Hakkında
  • İletişim Linki
  • İletişim
  • Mesaj Linki
  • Mesaj At
  • Twitter Linki
  • Twitter
  • Facebook Linki
  • Facebook
  • Google Linki
  • Google+
  • @Twitter Adınız
  • Sayfanızın Linki
  • Twitter Linkiniz
  • +Google Plus Linkiniz
  • http://SiteLinkiniz.com
  • Site Adı

15 Mart 2014 Cumartesi

Baba Olunca Değişen Hayat

İlk Banyo
İlk Banyo

Baba Olmak,

Düne kadar hiç bir şeyi umursamazken, bir anda değişir hayat. Önce evliklikle, sonra onunla. Düne kadar çoğu şeyden korkmazken, artık korkulan bir şey vardır hayatta. Oğlumdur, ona bir şey olmasındır artık hayat. Cennetin kokusudur, en güzel kokuyu içinize çekmektir baba olmak. Fedakarlıktır kimi zaman,
25 yıldır deneyip bırakamadığınız sigarayı, bırakmaktır mesela. :) (Bu çok iyi oldu, şikayetçi değilim aslında.:)) Aşkın dışında bir başka sevginin de varlığına inanmaktır baba olmak.

Otuzumdan sonra benim de, başıma gelen en güzel şeydi baba olmak. Bu güzelliği yazmadan da olmazdı.

İlk Gülücükler
İlk Gülücükler

Baba Olunca Neler Değişti?

Hayatımdaki en büyük değişiklik, aldığım sorumluluk duygusuydu ilk olarak. Doğduğunda, ilk ağlamasıyla, dökülen bir damla gözyaşımla başladı her şey. Düne kadar evlenmeyeceğim diye bağıran ben, artık babaydım ve ne yapacağım konusunda hiç bir fikrim yoktu.:) Ama dedim ya sanki doğuştan babalık içgüdüsü yüklenmiş gibi sorumluluk alıyor ve bir baba gibi davranıyordum artık. Artık keyfimce, gönlümce hareket edemiyor, oğluma göre hareket edebiliyordum ve bu beni nedense mutlu ediyordu.:) Artık oğlum istemiyorsa gezmiyor, oğlum istemiyorsa uyumuyordum.:) İnanmayacaksınız ama bu da beni mutlu ediyordu. Gecenin bir yarısı uyandırılmaktan nefret eden ben, artık saat başı gülümseyerek uyanıyordum.:) Artık sabahları alarm da kurmuyorum, babababa sesleriyle uyanmak alarmların en güzeli. İşten eve geldiğimde atamadığım stresimi, oğlumun tek bir gülüşüyle atıyorum artık. Bilgisayarımda bırakamadığım online oyunlarım da yok artık. Çünkü oğlumun olmadığı bir oyun sarmıyor. Bir başkası yapsa kavga edebilecekken, oğlum en sevdiğim takım elbisemin üzerine kustuğunda gülümseyebiliyorum. (Hatta kahkaha atabiliyorum.) Artık otomobille hız yapamıyorum, trafik kurallarına uyuyorum, çok değiştim bu konuda da.:)

İlk Poz
İlk Poz

Beceremediklerim

Hala oğlumu uyutamıyorum. Çocuk beni görünce uyumuyor. Hala mama yediremiyorum ve hala onu öpmekten kendimi alamıyorum, doyamıyorum.:)

İlk Sarılış
İlk Sarılış

Henüz 7 aylık ve biz bunları yaptık, kim bilir daha neler yaşanacak ve ben çok pişmanım, 10 sene geç evlendiğim için.

İlk Yılbaşı
İlk Yılbaşı

Baba olmak kısaca, anlatılamaz yaşanır...

Şu Anki Halimiz
Şu Anki Halimiz

Tüm Çocuklar...

Son olarak, baba olunca tüm bebekler, tüm çocuklar benim çocuğummuş gibi oldu. Eskiden de çok severdim ama şimdi bambaşka. Hangi çocuğun canı yansa canım yanıyor. Savaşlar nedense, ben o nedeni kabul edemiyorum. Bir bebeğin savaş yüzünden ölmesi, hiç bir savaş nedenini açıklamaya yetmiyor kalbimde. Allah tüm bebekleri, tüm çocukları bu tür kazalardan korusun. 

Kadın ve Moda Siteleri

Kadın ve İnternet
Kadın ve İnternet

Kadın Portalları

Bugüne kadar webmasterların akıllarının ucundan bile geçmeyen, bugünlerde ise çoğu webmaster arkadaşımızın girmeye çalıştığı bir kulvar. Kadın, moda vs... Kısacası kadınların okuduğu, takıldığı siteler. Hal böyleyken benim de aklıma takılmadı değil tabi ki. Büyük bir ekip ile girişilebilecek, çok büyük bir portal. Genel bir portaldan uzak sadece kadınlara hizmet veren, biraz da farklı olacak. (Fikri tamamen açmak istemediğim için farklı kelimesi yeter sanırım :)) Büyük bir ekip işini hallettik sayılır, fikir de oluştu gibi. Allah yardımcımız olsun diyerek kendi fikrimi burada kapatıyorum ve yazıma devam ediyorum. 

Kadın blogları

Benim düşüncem bir portal olduğundan, büyük ekip, büyük uğraş gerektiriyor dedim, ama bunun yanında küçük bir ekip ile ya da tek başına bir blog açarak bu kulvarda yarışan arkadaşlarımıza da rastlıyorum. Blog olmanın bir de avantajı var, bloğu yazan kişinin ilgi alanındaysa bu iş, özgün yazıları ile zirveye kolayca tırmanabiliyor. Blog yazarları çok iyi bilirler ki, özgün değilse zaten bir dönem uğraşılır ve tutmayan blog kapatılır. 

Neden kadınlar?

Kadınlar internet aleminin özellikle son dönemlerinde tek lideri durumundalar. Ayrıca erkeklere göre çok daha iyi kullanıcı oldukları da kesin. Erkekler okuyacakları makale seçiminde ilk olarak fotoğrafa bakarken, kadınlar makalenin başlığından hatta makalenin özetinden sonra makaleyi seçiyorlar. Tabi ki istisnalar olabilir ama bu olay çoğunlukla böyle işliyor şu sıralar. Kadınlar bir ürün seçecekleri zaman fiyatına en son bakarken, erkeklerin ilk baktıkları yer fiyat kısmı oluyor. 

Erkek ve kadının internet yarışı

Kadının fendi erkeği yendi lafı tam da şu sıralar söylenmeli aslında. İnternette kadına verilen önem erkeğe oranla çok daha fazla artık. Ayrıca çok daha düzeyli. Kadınların internette geçirdikleri sürenin erkeklere göre %10 daha fazla olması da webmasterların bu kulvarı seçmelerinin sebeplerinden biri. Ayrıca sosyal ağlarda bu %10'luk rakam %35'lere çıkıyor. 

Özgünlük ve tasarım yarışı

Benim gözlemlerime göre kadınlar erkeklere oranla sitenin tasarımından çok özgünlüğüne değer veriyor. Bu da verilen emeğe saygının kadınlarda daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. Bunun aksine erkek kullanıcıların (ben dahil) ilk baktıkları site tasarımı oluyor. Bu ikisinin aynı anda olması zaten o sitenin gelecek vaat etmesine yetiyor.

Sitemizin durumunu takip edebilirsiniz...
10 Mart 2014 Pazartesi

Yerçekimi 3D Film Tavsiye

Yerçekimi
Yerçekimi

En iyi 3d Film

İzlediğim en iyi 3D filmlerden biriydi Yerçekimi. Olağanüstü br görsel şölene dönüşmüş film. Filmin ödülleri de var hepsini saymak anlamsız olduğundan biraz konusundan bahsetmeye çalışacağım.

Uzayda bir başına

Uzayda bir tamir görevinde iken birden her şey ters gitmeye başlar ve uzay gemileri parçalanan astronotlar, bir başlarına dört bir yana savrulurlar. Birbirlerini bulmak bile güç iken zor seçilebilen bir diğer ülkenin uzay üssüne varabilmek için uğraşırlar. Bu sırada başlarına gelen aksilikler kadar şansları da var pek tabi. Uzayda bu yaşadıkları da olağanüstü 3D zevkiyle izleyiciye sunulmuş. Şimdiye kadar izlediği 3D filmlerin en iyilerindendi.

Farklı 

Senaryo bakımından da oldukça farklı olan film, bu yönden de baymıyor izleyeni. Aslında yaşananların kısa bir zamanda olması, ön yargı oluşturabilir. Ama aksiyonun sürekli oluşu tüm ön yargıları siliyor.

Sandra Bullock George Clooney 

Filmin başrol oyuncularında Clooney takımın liderliğini üstlenmekte ve fedakar bir rol oynamakta iken, Bullock, bir doktor rolünde ve uzay bilgisi olmayan bir diğer baş rolü paylaşıyor. Yine sonundan bahsetmiyorum ve tavsiye ediyorum filmi.

Diğer Film Tavsiyelerimize bakınız.

Sivil Cephe Jason Statham Film Tavsiye

Jason Statham
Jason Statham

Jason Statham

Torpilse torpil, Jason Statham varsa torpili geçiyorum yorumlarda. Kral filmdi. Yine aksiyon, yine kapışma, yine sinir... Arkadaş bu adamın filmlerine bu yaşta bile kendimi kaptırıyorum. En iyilerden ve yaşlanıyor artık.

Sivil Hayat

Jason Statham'ın polis olduğu filmin başlarında, yakaladığı suçlu baba oğuldan, biri küçük bir kaza ile ölür o an. Bunun sonucunda işi bırakarak kızıyla birlikte gizlenmeye geçen Statham'ın peşini olaylar bırakmaz ve o da olayları bırakmaz. Aksiyonun diz boyu olduğu filme kendinizi kaptırıp arada yumruk sıkabilirsiniz. :)

Cephe

Sivil hayatı seçen ve dingin bir hayat isteyen baş rol oyuncusu, maalesef bunu başaramaz ve üzerine gelen kötülükleri bertaraf etmek için uğraşır. Ne kadar sabır etse de kızının üzerine gitmeleri kendisini çileden çıkartır ve "yeminimi bozdum" edasıyla Allah ne verdiyse girişir. :) Sivildeki bir cepheyi andıran konudan dolayı adı da sivil cephe olarak kalmış filmin.

Aksiyon

Filmde aksiyon kısmı oldukça doyurucuydu. Ben şahsen aksiyon sevmeyen biri olarak çok seçici olduğumdan, özellikle başrol oyuncusu için izlediğim film kesinlikle iyiydi. Tavsiyemdir.

Diğer Film Tavsiyelerimize bakınız.

Patron Mutlu Son İstiyor Film Tavsiye

Patron
Patron

Tolga Çevik

Tolga abimiz varsa olay bitiyor zaten ama yine de şovlarındaki kadar komik bulamadım filmi. Tabi şovları kopartınca filmden de beklenti büyük oluyor. Tolga Çevik yerine farklı adı duyulmadık biri olsaydı filmi komik bulabileceğim için bahsetmek istedim. Film kesinlikle kötü değildi komedi bazında, sadece Tolga Çevik'ten beklentim çok fazla olduğundan bu şekilde başladım yazıma. Hatta senaryo çok iyiydi de diyebilirim.

Patron

Filmde bir patron var ki, koparttı beni ara tara ancak bulabildim patronun gerçek kimliğini. Gizledikleri kimlik Tolga Çevik'miş. Çok sağlam makyaj yapılmış hatta filmde oynayan Murat Başoğlu bile bilmiyormuş. Beyaz Show'da açıkladılar bu durumu herkes çok şaşkındı. Oyunculuğu da mükemmeldi tabi sonradan anladık Ferruh Yenidoğan diye yeni bir oyuncu dedikleri aslında Tolga Çevik'miş bırakalım da iyi oynasın. :)

Film içinde film yazmak

Filmin senaryosu bu başlıktan ibaret desek çok şey atlamış olmayız sanırım. Filmde Tolga Çevik bir senarist ve Patronu tarafından komedi aşk filmi yazması için Ürgüp semalarına gönderiliyor. Otomobili arızalanan yazarımız sinir stresle baş ederken tabi ilham gelmiyor. Tam bu tür düşüncelere dalarken Ezgi Mola ile karşılaşır ve komedi aşk filmi oluşmuştur zaten. Neden kendimi yazmayayım ki? diyen baş rol oyuncumuz başlar yazmaya ve film de bu doğrultuda gider.

Mutlu mu?

Filmin sonunu yazarak bütün filmi berbat etmeyi istemiyorum, filmin sonu mutlu bitecek olursa senaryo işe yarayacak, yok film mutlu bitmezse senaryo gereksiz bir yazıya dönecek ve yazarımız da işsiz kalacak. Ezgi Mola ve Tolga Çevik filme ayrı bir tat katıyor. Bunların yanında, Murat Başoğlu, Ayşenur Yazıcı, Erkan Can, Ersin Korkut, Mustafa Uzunyılmaz gibi sağlam oyuncular da var. Hatta Saba Tümer bile var kesinlikle tavsiyem izleyin.

Diğer Film Tavsiyelerimize bakınız.

İlk 20,000 kmde Clio 4 İncelemesi

Clio 4 Direksiyon
Clio 4 Direksiyon

Clio 4 ile 20,000 km

Clio 4'ümü alalı 20,000 km oldu. Oğlumla aynı yaşlarda olan arabamın, mankeni olarak yine oğlumu kullanıyorum yazımda da. :) Bu kadar kısa sürede 20,000 km yapmamdaki suçluların başında elbette Clio 4 geliyor. O kadar konfor, güvenlik ve güzellik bir arada olunca insanın gezme isteği uyanıyor sürekli. :) İlk Clio 4 incelememde 90 km ile gördüğüm yakıt sarfiyatlarından kısaca bahsetmiştim. İnişlerde gördüğüm 1,9 Lt. beni oldukça şaşırtmıştı. Tabi insan sürekli 90'la gidemiyor 1,5 motor bir araçla. 115+ hızlarla tamamladığım 20,000 kmlik ilk etabımı da sizlerle paylaşmak için Clio 4 İnceleme yazımın devamını yazmayı uygun gördüm. 90 km altlarındaki çok düşük yakıt sarfiyatlarını göremiyorum elbette 115+ hızlarda ama yine de 1,5 motor araçlara kıyasla bana düşük gelen yakıt sarfiyatını yazı devamında okuyabilirsiniz.

Clio 4 Ön Cam
Clio 4 Ön Cam

Clio 4 virajlarda savuruyor mu?

Öncelikle çoğu kişinin araçlarda merak ettiği ilk konulardan olan virajda savurma olayına girmem gerekirse, bu güne kadar 115+ hıza kadar girdiğim hiç bir virajda araç savrulmadı. İki önceki modeli ile denediğim yollarda çok daha iyi olan Clio 4'ün güvenlik kısmına girmeme gerek var mı bilmiyorum çünkü araştıranlar bilecektir Euro N Cup'tan 5 yıldız alan nadir küçük otomobil segmenti araçlardan biri.

Clio 4 Ön
Clio 4 Ön

Clio 4 dizel yakıt tüketimi

Konunun başında da bahsettiğim gibi bir önceki yazımda 90 km hız ile yakıt tüketimlerinden kısaca bahsettiğim Clio 4 ile 90 kmde 1,9 Lt. bile gördüm. Tabi inişlerde gördüğüm bu Lt. uzun yol iniş çıkış ortalamasında 3-3,5 aralığındaydı. 20,000 kmyi şu sıralarda gördüğüm otomobilimde, 115+ hızlar ile uzun ve şehir içi karışık yolu ortalama 4,5 Lt. ile tamamlıyorum. Uzun süredir böyle devam eden bu tüketim artık sabitlenmiştir diye düşünerek sizlerle paylaşmak istedim.

Konfor, ses, bozulma, dağılma

Aracın 20,000 kmde ne hale geldiğini de merak edenler vardır elbet. Bazı marka modellerin 20,000'de her tarafından ses gelebiliyor en nihayetinde. Benim de aracım için bir miktar ses gelmesine tahammülüm olabilirdi tabi ki, çünkü köy şehir karışık gidiyorum ve bazen jeep gibi kullanıyorum aracı. :) Bu kadar hor kullanmama rağmen sürekli aracın bagajında bulunan oğluma ait bebek arabasının lakalarda zıplama durumunda çıkardığı ses hariç tık yok araçta. Yani 20,000 kmdeki Clio 4 hala dün alınmış gibi. Renault'dan bu kadarını beklemiyorken bunu bulabilmek ayrıca sevindiriyor insanı. Allah kaza bela vermesin hiçbirimize diyorum.

İlk kmlerdeki yapmış olduğum incelemeye de göz atınız.

Bankacılık Zor mu? Bankacılık Yapılır mı? Bankacılık Hakkında!

Dolar
Dolar

Bankacılık!

Bankacılar için değil de, bankacılığın nasıl bir meslek olduğunu öğrenmek isteyenler için yazıyorum bugün. Pek sevmesem de mesleğimden söz etmeyi, bugünlük bir ayrıcalık tanıyorum kendime ve yaşadıklarımı zorluk ve güzelliklerini anlatıyorum yazımızda.

Özel bankalar...

Özel bir bankada başladım ilk etapta ben ve ilk olarak özeldeki zorluk ve güzelliklerden bahsedeceğim. Sadece zorluk diyebiliriz buna kısaca, çünkü pek güzelliğini göremedim özel bankanın. Başladığım ilk günden itibaren, kabir azabı misali, askeriyenin bir koluymuş gibi geldi bana bankacılık. Sabah 15 dakika geç kalsan laf yiyebileceğin, (09:00'da açılırken 08:45'te işe gelirsen geç oluyor) akşam ise 23:00'ten önce çıkarsan ayıplanıp, en tabi yine laf yiyebileceğin asgari ücretin bir tırnak üstü ile mutlu olmaya zorlandığın bir meslektir özelde bankacılık. (Başlangıç evresi bu gibi dursa da,üst düzey dostlarımın da pek durumdan hoşnut olmadığını gördüm.) Onlarca özel firmada çalışmış olan ben, özel bir bankada bıktım, kimilerinin memuriyet dediği işçilikten. Kamu bankalarına oranla çok daha geç çıkar çok daha erken gelirdik işe. Daha işe biraz alışayım şöyle izleyeyim diyemeden, pazarlamaya çıkartıldığım ve dönüşte azarlandığım da cabasıydı. Az yapılan satış sonrası, sonraki günlerde yaratmam istendi bazı satışları. Söylenen buydu...Yaratacaksın! Şube müdürlerinin neden bu kadar sert olduğunu sonradan anladım. Bölge müdürüm, şube müdürüne aynı sözleri sarf ettiğinde. Neyse ki günler geçti ve geç çıkmaya da alıştık laflara da. Ben ki, bu kadar hararetli pazarlamayı kendi işime yapmış olsaydım kapatmazdım güzelim elektronik mağazamı.

Özel bankadan Kamu bankasına...

Çalıştık, eğitildik bir de baktık ki transferler varmış bankalar arası hop zıpladık tabi bir kamu bankasına. Özel bankaya göre pazarlama kısmı azalmış ama iş yükü çoğalmıştı. Ama koymuyordu çünkü iş vardı ve zamanın nasıl geçtiği anlaşılmıyordu bile. Benimle birlikte başlayanlara, daha önce özel bankadaki işin zorluğunu görme gibi bir şansları olmadığı için, iş çok ağır geliyordu. Ben ise çok mutluydum, çünkü artık bazen saat 20:00'de bile çıkabiliyordum. Bu saat kimine çok geç gelirken bana o kadar erken geliyordu ki. :) Kamu bankalarında, diğer özel bankalara göre iş yoğunluğu fazla olduğundan satış pazarlamaya zaman kalmıyordu. Şu günlerde işler değişiyor tabi, artık personele her işi yaptırmaktansa, satış personeli ve operasyon olarak ayırıp satış pazarlamaya zaman ayırdılar. Her şeyin rayına oturması zaman alacak tabi ki ama zamanla çok daha güzel olacak gibi görünüyor.

Bankacılık yapılır mı?

Özelden bahsettik, kamudan bahsettik peki bu meslek yapılası mıdır? Hangi durumlarda yapılabilir? sorularının yanıtlarını vermeye çalışayım. İlk özel bankaya girdiğimde heyecanlı ve mutluydum. Artık bu diyordum. Başka iş aramak yok! Ama öyle olmadı ve aradım. Kamu bankasında çok daha iyiydi herşey, maaş gün geçtikçe arttı ve yükselme sınavını bile kazandım. Daha ne olsun? Peki yapılır mı bu meslek? Kişiden kişiye değişir bu sorunun yanıtı. Kendimize şu soruyu soralım öncelikle; kariyer planlarım için çoğu şeyden vazgeçebilir miyim? Stresin kralını göze alabilir miyim? Ben bugüne kadar stresi göze aldım, kariyer için bazı şeylerden, en önemlisi zamanımdan vazgeçtim. Peki bunu kariyer için mi, yoksa son şansım olduğu için mi yaptım. Ben çevreme baktığımda iki tip bankacı görüyorum. Birincisi ve çoğunluğu son şansı bu olduğu için bankacılık yapıyor. Diğer azınlık kısım ise gerçekten kariyer için, çoğu şeyden vazgeçebiliyor. Bankacılığı seçmek ve seçmemek arasında kaldıysanız, siz de kendinize bu soruyu sorun, zamanım ne kadar önemli? Kariyerimden önemli mi? Zamanınız kazandıysa bir de şu soruyu sorun, bu son şansım mı?

Tercihiniz ne olursa olsun, başarılarınız sürekli olsun. Neyi seçtiyseniz, onun için savaşın. Bunu seçtim idare edeyim mantığı ile yürümez bankacılık. Başarılar...

Açlık Oyunları 1-2 Film Tavsiye

Açlık Oyunları
Açlık Oyunları

Yaşamak için öldür.

İlk filmi izleyenler bilir, 74 yıldır hatta filmin ikincisinde 75'i düzenlenen açlık oyunları şöyle işliyor. Mıntıkalardan oluşan bir evrende her mıntıkadan bir kız bir erkek seçiliyor her sene ve geriye bir kişi kalana dek ölümüne savaşılıyor önceden oluşturulmuş bir fanusun içinde. Ben fanus diyorum ama küçük bir ada düşünün sonradan yapılmıs ve çıkışı yok. (Parçalayabilen biri çıkmazsa.)

İlk film harikaydı. 

Serinin ilkinde konu yeni olduğundan mı bilmiyorum ikinci filme göre çok daha iyiydi. Savaşların bitmesine yakın birbirlerine savaş sırasında aşık olan gençler birbirlerini öldürmemiş ve aşk sayesinde affedilmiş ve yaşamışlardı. (Güya...)

Aşk yalanmış. 

İkinci film başladığı gibi izleyiciye yaşanan aşkın yalandan ibaret olduğunu gösteren ikilimiz, yalanlarına devam ettilerse de açlık oyunlarına tekrar katılmak zorunda kalıyorlar. 75. Yıl dönümünde eski kazananlardan seçtikleri ölümcül savaşçılar tekrar savaşmak zorunda kalıyorlar.

Devrim kokusu... 

İkinci filmin başlangıcından beri hep bir devrim kokusu var sona kadar ama hep küçük yerlerde kalıyor ve bir türlü büyümeyen devrim ateşi tam kahramanlarımız da girecek olaya derken biti veriyor film.

Serinin 3. Filmi 

Bir anda bitiyor dedim ya, yarım kalıyor bütün hikaye bu da demek oluyor ki üçüncüsü yolda olan filmin herbirini izlemenizi tavsiye ediyorum.

Diğer Film Tavsiyelerimize bakınız.

Bloggerda Google Analytics Durum İzleme Yüklenmedi Hatası

Google Analytics
Google Analytics

Blogger'da Google Analytics Hatası

Günlerdir uğraştığım fakat bir türlü bir yerlerde bulamadığım ve sonunda çaresini kendim bulduğum bir hüzünlü olaydır bu. Google Analytics, Blogger'da herkesin bileceği gibi Analytics Web Mülkü Kimliği girilerek kolayca tanıtılıyor. Ben de daha önce bu yol ile tanıttım analyticsimi ama bir gün bir baktım ki artık analytics sitemi izlemiyor. 

Blogger Analytics Siteyi İzlememeye Başladı

Bir anda Analytics sıfır göstermeye başlayınca ve site de yeni olunca dedim ki vardır bir hikmet belki giren olmadı vs. Ama bu olay günler boyu devam edihce hemen araştırmaya başladım. Aramadığım site kalmadı bir türlü sorunumun cevabını bulamadım.

Tema Değiştirdim Analytics Sitemi İzlemeye Başladı

Tam analyticsi bıraktım derken tema değiştirdiğim bir gün Analytics tekrar çalışmaya başladı. Anladım temadan ama tam olarak yanıtı bulmalıydım çünkü çoğu temada aynı sorun vardı.

Analytics kodunu yükledim, yine çalışmadı. ÇÖZÜM !

Blogger şablonunun html kısmından Analytics kodunu yükledim ona bile bana mısın demedi. En sonunda dedim ki madem bazı temalarda çalışıyor temadaki mülk kimliğini gösteren kodu bulmalıyım. Açtım saf ırk bir tema baktım ve işte bu kodu buldum. 

Bloger Analytics Kodu
Bloger Analytics Kodu

Bu kodu resimdeki gibi /head> kodunun üzerine yapıştırdım ve sorunum çözüldü. Artık Google Analytics'te Durum İzleme Yüklendi olarak görünüyor ve sitemi izleyebiliyorum.

Kelebek Etkisi 1-2-3 Film Tavsiye

Kelebek Etkisi
Kelebek Etkisi

Kelebek etkisi nedir?

Kelebek etkisini öncelikle izlemeyenler için anlatmak gerekirse, filmde kelebek etkisi geçmişte yaşanmış bir olayın değiştirilmesi durumunda diğer bazı olayların da otomatik olarak değişmesi demektir. Peki ne olabilir bu olaylar? Geçmişe giderek kız kardeşini kurtaran bir adamın, anne ve babasını kaybetmesi olabilir örneğin.

Serinin ilk filmi

Gerisini izlersiniz ya da izlemezsiniz tavsiye ediyorum ama ilk filmi öncelikli tavsiye ediyorum izlemediyseniz. Üçünü de izlemiş biri olarak serinin ilkinde her şey bitirilmiş zaten. İkiye üçe anlatacak ya da kullanacak bir sahne kalmamışcasına izlediğim en güzel filmlerden biridir. 

Sırayla katillik

Geçmişe yolculuk yapabilen ve bunu günlüğüne yazdığı yazıları okuyarak yapabilen birinden bahsediyor ilk film. İkinci ve üçüncü de sadece yöntem değişiyor gibi görünse de ilkinin kurgusu ve detayları o kadar kaptırıyor ki insanı iki ve üç nolu filmler vasat kalıyor. Her geri gidişinde bir diğer arkadaşı katil oluyor ya da bir diğer dostunu kaybediyor baş rol oyuncumuz.

Bebek kal...

Filmin sonunu anlatarak izlememişlerin şevkini kırmak istemiyorum ama sonunda bebekliğine kadar iniyor ve burada bitiyor filmimiz. İzlemeyenlerin kesinlikle izlemesi gereken serinin ilk filmi olağanüstü kurgusuyla en beğendiğim filmlerdendir.

Bakıcı Film Tavsiye

Bakıcı
Bakıcı

Bir erkek bakıcı

Bakıcı filmini ikinci kez izleyerek tek yorumla bitireyim istedim. Filmde bir bakıcının ve 3 çocuğun başından geçen trajikomik olaylar anlatılıyor. Bu sefer ki bakıcımız erkek olduğundan komedi tavana vuruyor tabi ki. :) 

Bu nasıl bakıcı?

Bakıcı dedim de işin aslı farklı tabi ki. Bakıcımız aslında işi olmayan 15-17 arası bir genç. Annesinin yalvarmaları ile bir günlük bakıcılık görevini üstlenen ergenimiz başına geleceklerden habersiz çıkıyor çocukların bulunduğu eve. 

Her telden çocuk...

Çocukların her biri ayrı telden çalıyor. Filmin ortalarına doğru hayatının devamını erkek olarak tamamlamayacağını anlayan bir erkek, üvey ve bombalara meraklı bir diğer çocuk. modaya meraklı bir de kız çocuğu. Evlere şenlik kadro bir anda kendilerini sokaklarda bulacak.

Soğuk savaş

Erkek ergen bakıcımız kendini bir anda üç çocuk arasındaki savaşın tam ortasında buluyor. Kendi kendine gelin güvey ortamı yaşayan bakıcımızın platonik aşkı yüzünden sokaklarda yaşamadıkları kalmayan bu kadro, izleyiciye doyurucu bir seyir yaşatıyor.

Neşemizi Bulalım Film Tavsiye

Neşemizi Bulalım
Neşemizi Bulalım

Nelere inanıyoruz?

Şöyle bir çevremize baktığımızda kimler nelere inanıyor deyip gülüp geçiyoruz. Peki bizler de bazen gereksiz ve anlamsız şeylere inanmıyor muyuz? Kimimiz burçlara, kimimiz fallara... Neşemizi Bulalım da, bu fikirden ortaya çıkmış ve insanı izlemeye zorlayan tarzda bir film. 

Kedi Çişi !

Bakımevindeki yaşlılara ait bir kedinin çişinden başlayıp sürüp giden film aynı zamanda komikliği ile de izleyiciyi bağlıyor. Kedi bu ya, nereye işerse işesin deyip geçmek gerek ama filmde bulunan kedi işediği insanın katline ferman veriyor. (İnanılan bu.) Kedinin çişini bıraktığı insanlar bir dönem boyunca ölmüşler hep. Buna inanan bir kadın ile yazarlık yapan bir adamı anlatıyor film.

Ölümle de sevmek

Yazar olan esas abimiz, üzerine kedi çişi bulaştığı için öleceğine inanan ablamıza aşık oluyor. :) Yazar abimiz ne kadar uğraşsa da bir türlü bunun hurafe olduğuna inandıramıyor sevdiğini. Ve ölümüyle de seviyor sevdiğini.

Buz aile !

Buz aile isimli ilk kitabından sonra durağan bir dönemde olan yazarımız, aslında ailesinin o kadar da soğuk olmadığına karar veriyor sonunda ve acı tatlı bir son ile doyuruyor film izleyeni. 

En Çok Okunanlar

Copyright © bidede Powered by Bidede